Anasayfa    Gündem      Cehaletin orijinalliği: Hadi Uluengin

Cehaletin orijinalliği: Hadi Uluengin



 1945'te AmerikaBirleşik Devletleri'nin Hiroşima ve Nagasaki'ye atom bombası atmasınınyıldönümünü kastederek, 'çekirdek bomba' kullanımının hem askerlik, hemde insanlık tarihi açısından neden haklı ve zorunlu olduğunu o zamanvurgulayacağım' demişti.

Yazı: Mustafa Alp Dağıstanlı

"Modern Zamanlar" yazarı Hadi Uluengin,müjdelediği o yazıyı, Nagazaki'ye atom bombası atılmasının yıldönümünde,9 Ağustos'ta yazdı: "Bombacı."
Yazı baştan aşağı yanlışlarla,yalanlarla, savaşperest "avanaklıklarla" (kendisi "avanakbarışperestler'i iğneliyor) ve en azından o dönemin uluslararasıortamıyla ilgili engin cehaletle dolu. Uluengin, atom bombalarınınatılmasını "savaş ve askerlik tarihi açısından bir zorunlulukaddediyor"muş. Böyle addetmesine gösterebildiği tek "kanıt" da şu:"Amerikalılar, Japonya'ya hala binlerce kilometre uzaktaki MarshallAdaları'na ancak 1944 Ocağında ulaşabildiler. Washington'daki YüksekKarargâh da savaş bu ritmle seyrettiği takdirde Tokyo'nun 1950'den öncezaptedilemeyeceğini ve yaklaşık 2 milyon "boy"un daha öleceğinihesapladı. Nitekim, gidişat yukarıdaki hipotezi aynen doğruladı."

Nasıl doğruladığını söylemiyor ama yazarımız.Atom bombaları, bu hipotezin "doğrulanmasına" fırsat bırakmadı. Amazaten bu hipotez de tamamen palavra.
Hadi Uluengin, atom bombalarınınatılmasının askeri olarak bir zorunluluk olduğunu söylüyor, ama döneminAmerikan askeri liderleri ve en üst düzey yetkilileri de (Başkan HarryTruman ve önce özel danışmanı, 3 Temmuz 1945'ten sonra da dışişleribakanı olan Byrnes hariç) hiç de aynı kanıda değil. Yani, II. DünyaSavaşı'nı kazanan Amerikalı komutanlar, bizim Hadi kadar bilmiyor buişi! Mesela şu kişiler bilmiyor: Genelkurmay Başkanı Amiral WilliamLeahy, Müttefik Kuvvetler Başkomutanı General Dwight Eisenhower,Pasifik'teki ABD kuvvetleri konutanı General Douglas MacArthur, SavaşBakanı Henry Stimson, Donanma Bakanı James Forrestal, Dışişleri BakanıCordell Hull...
Hadi Uluengin, askeri tezine dayanak olsun diye,Amerikalıların Marshall Adaları'nı taa 1944 Ocağında ele geçirebildiğinisöylüyor. İkinci Dünya Savaşı şartları dahilinde bunda şaşılacak birşey yok. Uluengin, engin "bilgisine" güvenmek yerine, muteber bir II.Dünya Savaşı tarihi kitabına baksaydı öğrenecekti ki, Japonya, savunmave aslında saldırı hattını anakaraya çok uzak adalarda kurmuştu. Bunarağmen Japonya 1942 Haziranında Midway savaşını kaybedince durumdeğişmiş ve asıl olarak savunma savaşına dönmeye başlamıştı.Amerikalılar daha 1942'de Tokyo'yu uçaklarla bombalayacak kadar Japonanakarasına yaklaşmayı başarmıştı. Ama yine de, savunma çemberininPasifik'teki sayısız adaya yayılmış olması Amerikalıların "zamanınıaldı".

Uluengin, Japon faşizminin savaşma azmini ve azgınlığını kendisisöylüyor zaten, ne yapacaktı bu azim, hemen süngüsünü indirecek miydi?Tabii ki ve maalesef sonuna kadar savaştılar. Ama 1943 sonlarında, hele1944'te durum kabak gibi meydandaydı.
Hadi Uluengin, Tokyo'nun1950'den önce zaptedilemeyeceğini söylüyor!!! Kolaylıkla ulaşılabilecekbir bilgiyi aktarayım: Amerika 1 Kasım 1945'te Japon anakarasını işgaletmeyi planlıyordu. (Atom bombaları hazır olmasaydı, sadece bombardımanve deniz ablukasıyla teslime zorlamak bile tartışılıyorduWashington'da.) Ve atom bombalarının atıldığı Ağustos başında Tokyo'daneredeyse taş üstünde taş kalmamıştı; imparatorluk sarayı ve etrafıhariç. Şöyle söyleyeyim: Bir gecede 1000 Amerikan bombardıman uçağınınTokyo'yu bombaladığı oluyordu ve mesela 9 Mart'taki bombardımanda 97 binkişi (Nagasaki'den daha fazla) ölmüştü. Başka şehirler de bu şekildebombalanıyordu. Evet, Japonya topyekun bir işgale karşı savunma planlarıyapıyordu, ama dediğim gibi, bütün yollar kesilmiş olduğundan ve yenisilah üretmek neredeyse imkansı hale geldiğinden Japon halkı bambumızraklar bile hazırlıyordu muazzam Amerikan savaş makinesine karşıkoymak için. Hadi Uluengin hangi 1950'den bahsediyor!
Bir de şu "2milyon "boy"un daha öleceği hesabı" var. Uluengin'in hangi enginkaynaktan beslendiğini bilmiyorum, ama tabii rakamlar ufuk tanımaz,iddianızı kanıtlamak veya "tez"inizi güçlendirmek için sınırsızcakullanabilirsiniz. Ne var ki, o dönemin dikkate alınabilecektartışmalarında, atom bombasının atılmasını savunan üç, beş kişinin birişgal durumunda öngördüğü Amerikan askeri kayıpları 500 bin civarındaydıve bu rakam bile son derece tartışmalıydı; kayıpların daha düşükolduğunu gösteren hesaplamalar da vardı.

1944'te daha Almanya teslim olmamıştı ve Müttefikler hem Avrupa'da hemde Pasifik'te savaşmak zorundaydı. Ama 1944 sonlarına doğru Almanya'nınyenileceği ayan beyan ortaya çıkmıştı. Japonya'nın savunma çeperi deiyice kırılmış ve Amerikalılar bu çeperin içine sızmıştı. Dahası,Japonya'nın askeri ve endüstriyel kapasitesi hızla eriyordu. Amerikandenizaltıları ve uçakları, Japonya'nın bütün ikmal yollarını kesmişti;ekonomisi felce uğratılmıştı; hiçbir mal anakaraya ulaştırılamıyordu.Dahası, muazzam Amerikan hava bombardımanı filosu Japon şehirleriniyerlebir etmeye başlamıştı. Ben de Uluengin gibi ayrıntıya girmeyeyim veGüneybatı Pasifik Hava Kuvvetleri Komutanı General George C. Kenney'nin17 Eylül 1944'te verdiği rapordan sadece bir cümleyi nakledeyim: "Durumhızla gelişiyor ve Japonların çok fazla dayanamayacağını gösterenişaretler var."
Nitekim, 1 Nisan 1945'te, Japonya'da, askeri faşizminkadrolarına mesafeli Baron Kantaro Suzuki'nin başbakan olması da,bizzat Amerikan birimleri tarafından "aşırıcıları by-pass etme ve eğermümkün olursa barış görüşmeleri için bir zemin yaratma çabası" olarakyorumlandı.

Mayıs 1945'te Almanya'nın teslim olması,Japonya'da artık hiçbir ümit bırakmadı. Barışa ulaşma çabaları dayoğunlaştı. Resmi ve gayrıresmi kanallardan Japonya'nın barış aradığıhaberleri geliyordu. Amerikalılar o sırada Japonların haberleşmeşifrelerini de kırmıştı ve bütün yazışmaları tarıyorlardı. Ve buyazışmalardan da Japonya'nın barış görüşmeleri için zemin aradığıanlaşılıyordu. Ama Amerika da, Sovyetler Birliği de bu girişimlerekulaklarını tıkadı.
1945 baharında atom bombaları konusu bakanyardımcısı düzeyindeki toplantılarda bile konuşulmuyordu; bu konu sonderece gizli yürütülüyordu. Tartışma, asıl olarak, bir barışa ulaşmakiçin Japonya'nın teslim şartları üzerinde dönüyordu. 12 Nisan 1945'teölen Başkan Roosevelt de, yerine geçen Truman da "kayıtsız şartsızteslimiyet" demişti. Truman daha sonra bunun 'Japon ulusunun imhaedilmesi veya köleleştirilmesi anlamına gelmediği'ni açıkladı. Amerikanyönetimi içindeki tartışmanın odağında, bu kayıtsız şartsız teslimiyetinsonuçlarının açık bir şekilde ilan edilmesi yatıyordu. En önemli konuise, Japonların tanrı saydığı İmparator'un ne olacağıydı. Üst düzeyyöneticilerin hemen hepsi, imparatora dokunulmayacağının açıklanmasınıistiyordu. Çünkü Amerikalılar da gayet iyi biliyordu ki (fiilen bakanlıkgörevini yürüten Dışişleri Bakan yardımcısı Joseph Grew gibi kimileriyıllarca Japonya'da diplomatik görevlerde bulunmuştu), imparatoradokunulmayacağı garanti edilmedikçe Japonlar son neferine ve kanlarınınson damlasına kadar savaşacak.
Japonların barış arama çabalarında da,Amerikan askeri istihbaratının edindiği bilgilerde ve yazdığıraporlarda da hep aynı şey söyleniyordu: "İmparatora dokunulmayacağı,imparatorluk statüsünün bertaraf edilmeyeceği garanti edilirse Japonlarteslim olmaya hazır."
Ama bombaların atılmasına karar veren Truman'ın akıl hocası Byrnes, bütün bu talepleri geri çevirdi.
HadiUluengin, atom bombaları atılmadan 10 gün önce, Potsdam Konferansıdeklarasyonunda Başkan Truman'ın Japon halkına imparatorun kalacağınıgarantilediğini söylüyor. Yalan. İnternetten de gayet kolay ulaşılabilirPotsdam Deklarasyonu'na: google.com'a girin ve "potsdam declaration"yazın; karşınıza çıkan listenin başında deklarasyon olacak ve siz deHadi Uluengin'in doğruyu yazmadığını göreceksiniz.

Amerikalılar, imparatora dokunulmayacağıgarantisi verilmesiyle Japonya'da savaşa son vermek isteyen liberallerinelini güçlendireceğini biliyordu. O zamanki Amerikalı yetkililer veşimdi biraz tarih kitabı karıştıranlar, atom bombası atılmasına gerekbırakmayacak bir ikinci seçeneğin de varlığının farkındaydı: Avrupacephesinde savaşan ama Asya cephesinde başından beri tarafsız kalanSovyetler'in Japonya'ya savaş ilan etmesi. İşte bu hamlenin Japonya içinöldürücü darbe olacağı biliniyordu ve bu ihtimal Nisan'dan berigündemdeydi. Japonlar da bundan işkillenmişti. Şubat 1945'te YaltaKonferansı'nda biraraya gelen Britanya Başbakanı Winston Churchill,Sovyet lideri Joseph Stalin ve ABD Başkanı Roosevelt, Almanya teslimolduktan üç ay sonra Sovyetler Birliği'nin Japonya'ya savaş ilan etmesikonusunda anlaşmıştı. Almanya 8 Mayıs'ta teslim olmuştu ve süre 8Ağustos'ta doluyordu; yani Hiroşima'ya atom bombası atılmasından iki günsonra. Nitekim, Sovyetler Birliği 8 Ağustos'ta Japonya'ya savaş ilanetti ve Japonya 15 Ağustos'ta teslim olana kadar da Mançurya'dailerledi. Japonya'yı teslime götüren asıl gelişme buydu.
AmerikanSavaş Bakanlığı'nın Askeri İstihbarat Bölümü, 1946'nın Ocağıyla Nisanıarasında yaptığı bir çalışma sonucunda şu raporu verdi: "Atom bombalarıhazır olmasaydı veya kullanılmamış olsaydı bile, Japonya, neredeysekesindi ki, Rusya'nın savaşa girmesi üzerine teslim olacaktı." AmaTruman yönetimi, özellikle atom bombalarının üretiminde son aşamayagelinince, komünizmin Asya'da da yayılacağı endişesiyle Japonya ilebarışın Sovyetler marifetiyle gerçekleşmesine uzaktı.
Hadi Uluengin,zırvalıktan başka bir şey olmayan "analiz"inin sonunda, "İşte nükleersilah kullanımını bu askeri ve siyasi tarih çerçevesine oturtmakgerekiyor" diyor. Ne elim ki, yazdıklarının tarih olduğunu sanıyor ve bu"tarih"in de esas çerçeve olduğunu zannediyor. Alakası yok. Atombombaları, çok ayrıntıya girmeyeyim, savaşı bitirmek için değil, savaşsonrası düzenlemede baskın bir rol üstlenmek için atıldı. Avrupa'dayayılan Kızılordu'ya gem vurmak için. Yalta ve Potsdam konferanslarındamasaya yatırılan dünyayı nüfuz alanlarına bölme konusunda hakim konumdaolmak için. Yıldırmak için. Sovyetler'in Avrupa'nın bir kısmını Naziordularından kurtarıp nüfuz alanına katması gibi Asya ve Japonya'yı daJapon faşizminden sıyırıp nüfuz alanına katmasının önüne geçmek için. VeSoğuk Savaş dünyası işte bu atom bombalarının mantar bulutları altındaşekillendi.
Uluengin, "ahlakiyatçı lafazanlığı unutun" diye nasihatederken kendisi lafazanlık nitelemesinin bile değerli kaçacağı birdurumda olduğunu nasıl bilmiyor? Peki, öğrenmeyi ayıp saymıyorsa belkibundan sonra gayret eder, ama içinde bulunduğu insanlık durumunu neyapacağız?
Haziran'daki yazısında, atom bombalarının atılmasının"insani bakımdan da iyi bir şey" olduğunu söylüyordu. Şimdi biraztörpülemiş bu görüşünü, "genel insanlık tarihi açısından "ehven-i şer"bir "olumluluk(!) addediyorum" demiş. Demiş de, neden böyle düşündüğünüaçıklamamış. Hadi Uluengin'in üslubu, insaniyetini ele veriyor aslında;önceki yazısında, Japon faşizminin Asya'da yaptığı barbarlıklarıhatırlatıyor ve "Ama, eh işte tepesinde bomba patladı ya, meğersemJaponya "masum"muş! Yağma yok, takımadalar devleti ne "mazlum", ne de'masum'dur!' diyor. Yüzde 90'dan fazlası sivil yüzbinlerce insanınöldüğü, bir o kadarının yaralanıp hastalandığı, bombanın verdiğiarazları kuşaktan kuşağa geçirdiği olmasa da olacak bir trajediyeuğramış insanlardan böyle söz edilebilir mi?
Hadi Uluengin, kendiniorijinal zanneden ve bunun ticaretini yaptığı için orijinallik göstermepeşinde. Atom bombalarını savunmasının 'orijinal olmak budalalığından'kaynaklanmadığını söylerken zaafını işaret ediyor aslında. Zaaflar,böyle yokmuş gibi yapmayla veya bunun bir budalalık olduğunu kabul etmekamuflajıyla bertaraf edilemez. Yazarımız, üç beş satır önce de şunusöylüyor: "Yine biliyorum ... "tüm dünya binbir törenle o melun günüanarken, her halde sen de "orijinalliği" bu haltı desteklemeyevardıracak değilsin" diyeceksiniz. Hayır, yanıldınız,"var-dı-ra-ca-ğım"!
Bu yazarımız, ortalıkta uçuşan fikirlerle çocukçainatlaşmayı bir orijinallik zannettiği için (bunu hâlâ yutturabildiğiinsanlar var mı?) bu yazdıklarını da orijinal sanıyor. Bu gibilerdenAmerika'da da yetişiyor. Ama bombanın henüz atıldığı sıralarda, dahaelde çok az bilgi varken ve gelen bilgiler de kesinlikle tek eldençıkmış ve son derece övücü olmasına rağmen ve gazeteler ve televizyonlarhaber diye bunları verirken bile kimi gazete ve radyo yorumcuları(bugün bu kadar bilgi ortadayken Manhattan Projesi'nin şefi GeneralLeslie Grove'un elinde oyuncak olmuş gazetelerin söylediğini söyleyerekorijinal olduğunu sanan Uluengin'in meslekdaşları?!) atom bombasınınkullanılmasını sorguluyordu. Tek bir örnek cümleyle yetineceğim: ABC'denDon Goddard, bir haritaya bakıp Hiroşima'nın en azından sadece askeribir hedef olmadığını anlayınca şunu söylemiş: "Hepimiz anlamalıyız ki,bir Frankeştayn yarattık."
Hiçbir şey Japon faşizmini mazurgösteremez, Hiroşima ve Nagasaki'de yüzbinlerce insanın ölmesi de. AmaHiroşima ve Nagasaki'de yüzbinlerce insanın feci bir şekilde ölmesi deHadi Uluengin'in yaptığı gibi mazur gösterilemez. Böyle bir denklemedayanarak hesaplaşmaya girersek, dünyadaki bütün insanların ölmesine,öldürülmesine varırız. Bir boğazlaşmadan başka bir şey beklenemez. Vedünyada olan şey de zaten, tedricen de olsa, budur. Hadi Uluenginzihniyetinin sayesinde.

Birleşik Devletler Başkanı'na Toplu Dilekçe
(17 Temmuz 1945'te, Manhattan Projesi "Metalurji Laboratuarı"nda LeoSzilard önderliğinde 69 bilim adamının imzaladığı toplu dilekçe:)
Birleşik Devletler halkının haberdar olmadığı gelişmeler yakıngelecekte ülkenin selametini etkileyebilir. Atom enerjisi üzerineçalışan biz bilim adamları, son zamanlara kadar Birleşik Devletler'eatom bombası atılabileceğinden ve tek çarenin aynı yöntemle karşısaldırı olabileceğinden korkuyorduk. Bugün, Almanya'nın yenilmesiyle, butehlike önlendi.Japonya'ya böyle bir saldırı haklı olamaz, en azından Japonya'yateslimiyet şansı tanınmadıkça ve savaştan sonra Japonya'ya uygulanacakyaptırımlar ayrıntılı bir şekilde halka duyurulmadıkça. Bu açıklamadansonra Japonya hâlâ teslim olmayı reddediyorsa bombaya mecburkalınabilir.Doğanın bu yeni keşfedilen güçlerini imha amaçlarıyla kullanıma sokanbir ülke, hayale sığmayan büyüklükte bir felaketler çağının kapısınıaçma sorumluluğunu taşımak zorunda kalabilir. Savaştan sonra dünyada, buyeni tahrip araçlarının rakip güçlerin denetiminde olmasına izin verenbir gelişmeye izin verilirse, diğer ülkelerdeki şehirler yanındaBirleşik Devletler'deki şehirler de sürekli olarak bir ani yok olmatehlikesi altında kalacak. Maddi, manevi tüm Birleşik Devletlerkaynaklarının böyle bir gelişmeyi engellemek üzere devreye sokulmasıgerekebilir. Bu tedbir, atom enerjisinde başı çekmesi nedeniyle, şu andaBirleşik Devletler'in kutsal sorumluluğudur. Eğer bu sorumluluğu ihlâledersek, ahlakî durumumuz hem dünyanın gözünde hem de kendi gözümüzdezayıflayacak.

Dwight Eisenhower
(Müttefik kuvvetler başkomutanı, sonra ABD Başkanı)
Temmuz 1945'te...Savaş Bakanı Stimson ... hükümetin Japonya'ya atombombası atmaya hazırlandığını bildirdi. O konuyla ilgili olgularısıralarken, ben bir elem hissine kapılmıştım ve ona ciddi kaygılarımıaktardım. Çünkü, birincisi, Japonya'nın zaten yenilmiş ve bombalamanıntamamen gereksiz olduğuna inanıyordum, ve ikincisi, kullanımının artıkAmerikalıların hayatlarını korumak için zorunlu olmadığını düşündüğümbir silahın devreye sokulmasıyla ülkemizin uluslararası kamuoyunu şokeetmekten kaçınması gerektiğini düşünüyordum. Japonya'nın, bu sırada,asgari itibar kaybıyla teslimiyet yolları aradığına inanıyordum.Yaklaşımım Bakan'da derin bir rahatsızlık yarattı....Japonlar teslim olmaya hazırdı ve onları bu korkunç şeyle vurmak gereklideğildi.

Amiral William D. Leahy
(Başkan Franklin Roosevelt ve Başkan Harry Truman'ın Genelkurmay Başkanı)
Bu barbar silahın Hiroshima ve Nagasaki'de kullanılmasınınJaponya'yla savaşımızda bize bir faydası yok. Japonlar zaten yenildi veteslim olmaya hazır... Gelecekteki bir atom savaşının ölümcül etkilerikorkutucu. Onu ilk kullanan olmakla, Karanlık Çağlar'ın barbarlarıylaaynı etik standartları benimsemiş olduk. Bana böyle savaşmak öğretilmedive savaşlar kadın ve çocukları yok ederek kazanılamaz.

Herbert Hoover
(Eski ABD Başkanı. 28 Mayıs 1945'te, Başkan Truman’a Pasifik savaşını çabucak sona erdirmek için yaptığı öneri:)
Şuna kaniyim ki, Başkan olarak siz Japon halkına bir kısa dalgayayınla seslenerek, teslim olurlarsa İmparatorlarını tutabileceklerini,bunun (militaristler dışında) kayıtsız şartsız bir teslimiyet olmadığınısöylerseniz, Japonya'da barışı sağlarsınız, her iki savaşı da sonaerdirirsiniz.(Atom bombaları atıldıktan sonra:)Ayrım yapmaksınız kadın ve çocukları öldüren atom bombası kullanımıruhumda tiksinti ve isyan yaratıyor....Şubat 1945'ten atom bombasının kullanımına ve kullanılmasından öncesinekadar Japonlar görüşmeye hazırdı; bunlar dikkate alınsaydı atombombaları atmaya gerek kalmayacaktı.

General Douglas MacArthur
(Pasifik'teki ABD kuvvetleri konutanı. MacArthur'un danışmanı Norman Cousins anlatıyor:)
General MacArthur'a bombanın atılması kararına ilişkin sorusorduğumda, kendisine danışılmadığını söyledi. Bomba atmayı askerîanlamda haklı çıkaracak bir şey görmediğini belirtti. BirleşikDevletler, sonradan yapacağını önce yapıp imparatorluk kurumununkorunmasını kabul etseydi, savaş haftalar öncesinden bitmişolabilecekti.

Joseph Grew
(Dışişleri Bakan Yardımcısı, 3 Temmuz 1945'e kadar fiili dışişleri bakanı)
Deliller gösteriyor ki, hanedanın korunmasına ilişkin bir demeçMayıs 1945'te verilseydi, Japon hükümetindeki teslimiyet taraftarlarıgeçerli bir nedene ve erkenden net bir karar almak için gerekli gücesahip olacaktı. Teslimiyet Mayıs veya hatta Haziran ya da Temmuz1945'te, yani Sovyetler Pasifik savaşına girmeden ve atom bombasıkullanılmadan önce sağlanabilseydi, kazanan dünya olacaktı.

Johnm McCloy
(Savaş Bakanı Yardımcısı)
Daima şuna inandım ki, [Temmuz 1945'te] Potsdam'dan Japon hükümetinegönderdiğimiz ültimatomda anayasal bir hükümran olarak imparatorunkorunmasına işaret etseydik ve gelecek Japon hükümetinin makul birşekilde hammaddelere ulaşabileceğini belirtseydik, kabul edilecekti...Savaş bittikten sonra, o zamanki hükümetin ültimatomu reddeden kararıylairtibatlı bazı Japon görevlilerle konuştuğumda bunu anladım.Bombalamaya gerek kalmaksızın, bizim için tamamıyla tatminkâr birşekilde Japonların teslim olmalarını sağlayacak fırsatı kaçırdığımızainanıyorum.

Lewis Strauss
(Donanma Bakanı özel yardımcısı)
Donanma Bakanı James Forrestal'a kullanılmadan önce, Japongözlemcilerin silahın dramatik etkilerini görebilecekleri bir yerde birgösteri düzenlenmesini önerdim. Çünkü, aslen, benim de aralarındaolduğum birçok kişi için savaş hemen hemen bitmişti. Japonlar hemenhemen şartlı teslimiyete hazırdı. Bakan Forrestal bütün kalbiyle öneriyikabul etti... Savaşın başarıyla sonuçlanması için bir kez kullanılıncadünyanın silahlanmasına yol açacak böyle bir silah gerekli değildi.

Paul Nitze
(Birleşik Devletler Stratejik Bombalama İncelemesi, Başkan vekili)Tasarladığım plan temel olarak şöyleydi: Japonlar’ın okyanustakigemileri halihazırda tecrit edilmişti. Geriye kalan taşımacılıkaraçlarıysa demiryolu ve sahil gemiciliğiydi ki, mayın vedenizaltılarımız süratle bunu da bertaraf ediyordu. Demiryolları veHonshu ile Kyushu'yu bağlayan Kammon tünelleri de dahil, temeltaşımacılık yollarına yoğun bir hava saldırısı Japon adalarınıbirbirinden tecrit edecek ve düşmanın harekât üssünü parçalayacaktı; veilaveten kentsel endüstriyel alanları bombalamak gerekli olmayacaktı.Yeni hava saldırısı planı üzerinde çalışırken, şu sonuca vardım ki, atombombası olmadan da Japonya muhtemelen birkaç ay içinde teslim olacaktı.Tahminime göre, Japonya Kasım 1945'te şartlı teslim olacaktı.

Stratejik Bombalama İnceleme grubu raporu
(Başkan Truman tarafından Japonya'ya hava saldırıları üzerindeçalışması için görevlendirilen grubun Temmuz 1946'da verdiği rapor:)
Bütün olguların detaylı bir soruşturmasına dayanan ve kurtulan Japonliderlerin ifadeleriyle desteklenen görüşümüz şudur: Atom bombasıkullanılmasaydı bile, Rusya savaşa girmeseydi bile ve bir işgaltasarlanmasaydı bile, en büyük ihtimalle 1 Kasım 1945'te ve kesinlikle31 Aralık 1945'te Japonya teslim olacaktı.

Ellis Zacharias
(Donanma İstihbarat Dairesi Başkan Vekili, istihbarat raporlarına dayanarak şunları söylüyordu:)
Onları barış başvurusundan veya planlarını açık etmekten alıkoyan,iki konudaki kuşkularıydı. Birincisi, kayıtsız şartsız teslimiyetin neanlama geldiğini ve yenilgiden sonra onlar için planladığımız kaderibilmek istiyorlardı. İkincisi, teslimiyetten sonra İmparator'un tahttakalacağına dair bizden teminat almaya çalışmışlardı....Potsdam Bildirisi, kısaca, daha fazla kan akıtılmasını önlemek içinyaptığımız herşeyi mahvetti... Tam Japonlar şartlı teslimiyete hazıroldukları sırada, biz daha da ileri giderek dünyaya gördüğü en tahripkârsilahı tanıttık, ve Rusya'nın Doğu Asya'ya yayılmasına izin verdik...Washington, Japonya'ya şans tanındığına ve şimdi atom bombasınıkullanmanın zamanı olduğuna karar verdi. Yanlış bir karardı. Stratejiknedenlerle yanlıştı. Ve insani nedenlerle yanlıştı.

Tümgeneral General Carter Clarke
(Japon telgraflarını dinlemekle görevli ordu istihbarat subayı)
İhtiyacımız olmadığında ve ihtiyacımız olmadığını bildiğimizde veihtiyacımız olmadığını bildiğimizi bildikleri anda, onları iki atombombası için bir deneme amacıyla kullandık.


09.08.2005



Jan 17 2011 10:43AM




 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
Neikeia Antik Kenti Sınırına Çöplük Kuruluyor
Çöplük, sit alanının hemen sınırına kuruluyor.
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?