Anasayfa    Okurlardan      Kurugöl Kanyonu

Kurugöl Kanyonu

Etkinliği Düzce Valiliği, Akçakoca Kaymakamlığı, Turizm İl Müdürlüğü ve Düzce Doğa Sporları Derneği ortaklaşa düzenliyordu.Herkes tatlı bir heyecan içerisinde yeni keşfedilen ve adı 'Kurugöl Kanyonu' olarak verilen bu farklı coğrafyayı görmek için sabırsızlanıyordu.
Ve artık yola koyulma vakti gelmişti.. Katılım beklenenden fazla olunca ve köy halkı da doğa yürüyüşüne büyük ilgi gösterince, parkur tahmin edilenden daha güzel ve keyifli başlamıştı.Yürüyüş maratonunun başladığı İkizdere'de, kalabalık yavaş yavaş ve heyecan dolu titrek adımlarla kanyona doğru yürüyordu bile.

Yıllardır, fındık telaşı yüzünden bölgede yaşayan insanlar, bu doğal güzelliklerin farkına varamamıştı maalesef.. Fındık onların tek ekonomik varlığıydı çünkü.Onlar hayat şartları yüzünden yıllardır yaşadığı coğrafyanın güzelliklerini keşfedememişti.Bu yüzden yaşadıkları topraklarda düzenlenen bu etkinliğe, onlarda büyük bir merak ve heyecan içerisinde katılıyorlardı.
Yürüyüş, bir vadinin dibinde akarsu kenarı boyunca tüm hızıyla devam ediyordu.Üstelik buna bahar mevsiminin karları eritmesiyle oluşan bol su bereketi de eklenince, su şırıltılarının altında doğal bir müzikal vardı sanki.Fakat güzergah boyunca bazı bölümlerde irili ufaklı kayaların olması, geçişleri daha da heyecanlandırıyordu.Ama kimi yerlerde doğaseverlere geçiş kolaylığı sağlamak için köy halkı tarafından ağaç köprüler de kurulmuştu.Ve bu geçişlere ayak uyduramayanlar da yok değildi.Geçişler sırasında dere kenarında zaman zaman rastladığımız kaya ovukları da geziyi görsel şölene dönüştürüyordu.Ve yine akarsuyun yüksek debi (akım) de aktığı o eski dönemlerde suyun kayalara oluşturduğu şekiller insanlara ayrı bir heyecan katıyordu.

Bu kayaların üzerinden damlayan sulara ağlayan kaya deniliyor.Bir rivayete göre, burası yıllar önce kanyona gelip birbirleriyle hasret gidermeye çalışan köyün aşıklarının uğrak yeriymiş.Masal bu ya, aşıklar bu kayaların dibinde oturup birbirlerine sarılıp ağlaşırlarmış.Ve o günden bu güne ismi pek gündeme gelmese de Ağlayan Kaya olarak kalmış.
Yolculuk boyunca çevrede, fındık tarlalarının arasında mevsimin azizliğiyle birlikte daha yeni yeni rengini almış yemyeşil ağaçlar da uzanıyordu.Ağaçsız olmazdı elbette.Zaten ağaçların ve yeşilliklerin olmadığı bir yerde doğadan söz edebilirmiyiz ki, ve adına da 'doğa yürüyüşü' diyebilirmiyiz? Ve tabiiki kuşların cıvıltılarını da duymazdan gelemeyiz. Onlar, yeryüzünün vazgeçilmezleriydi çünkü.
Kurugöl Kanyonu'nu bende ilk kez görecektim.Akarsunun geçtiği yerleri daha önce gezip görmüştüm ama kanyonun olduğu bölümü hiç görmemiştim.Üstelik hayatımın bir bölümünü bu topraklarda geçirmeme ve bölgeyi iyi kötü tanımama rağmen.Çünkü kanyon yıllarca gizlemişti kendini.Taki birileri onu keşfedene kadar..Ve bende bu organizasyonu duyunca, doğaya karşı duyduğum ilgiden ve köyüme kendimi affettirmek istediğimden koşup gelmiştim.

Kanyona doğru ilerlerken,çekim için ideal olan fotoğraf makinemle geçtiğim yerleri karelere alıyordum.Bu bana büyük bir keyif veriyordu.İnsanların attığı adımlarda o heyecanı yakalamak, ve onların doğayla iç içe yürürken yüzlerinden dökülen sevinçlerine arka fon oluşturmak beni daha da iştahlandırıyordu.
Parkurda ilerlemeye devam ediyorduk.Bende 'acaba kanyona hangi bölümde rastlayacağız' diyerek sabırsızca ilerliyordum kalabalığın arasında.Yürürken, köyde ve şehirde yaşayan insanları bu ortak amaç doğrultusunda bir arada görebilmek bana mutluluk veriyordu.Çünkü köy insanı kır yaşantısına doğal olarak daha aşinaydı.Ve çevreyi gezerken çok fazla zorlanmıyordu.Ama şehir insanı kimi yerlerde doğaya yabancı olduğunu meraklı ve heyecanlı bakışlarla belli edebiliyordu.Hatta yürürken kulak misafiri olduğum konuşmalarda da bunları seziyordum.

Yürürken bir yandan da yanımda bulunan, derenin güvenliğinden sorumlu İbrahim abiyle de sohbet ediyorduk.İbrahim abi yedi sekiz yıldır derenin çevre düzenlemesiyle ilgileniyordu.Ona; 'sen kanyonun yerini biliyormuydun daha önce?' diye sorduğumda; 'evet biliyordum, ama bu kadar ilgi duyacağını hiç tahmin etmemiştim.'diyerek şaşkınlığını ifade ediyordu.Haklıydı.Kimin aklına gelebilirdi ki bu topraklarda bunca zaman farkedilemeyen kanyonu organizasyona dönüştürerek doğaseverlerle buluşturmak.
Tabii ki birilerinin aklına gelmişti.Birileri bu konuya el atarak kanyonu insanlara duyurmalıydı artık.Ve o birilerinin arasında da hiç şüphesiz organizasyonda büyük pay sahibi olan Düzce Turizm İl Müdürü Özcan Budak vardı.Özcan bey yaklaşık on yılı aşkın süredir Düzce'de bu görevini başarıyla yürüttüğünü söylüyordu.Ve kanyona önceki yıllarda da birkaç kez gelip keşif gezisi yaptığını anlatıyordu. Anlatırken de yaşadığı mutluluğu yüz mimiklerinden anlamamak elde değildi.
Gezi, Doğa Sporları Derneği'nden gelen yürüyüş ekibi eşliğinde tüm heyecanıyla sürüyordu.Yürürken de kah pantolonlar yırtılıyor, kah suya düşenler oluyordu.Neyse ki yaralanan olmamıştı. Bu da keyifli sahnelere sebep oluyordu.Ben de bu arada pantolonumun çamurlandığını, dere üzerindeki taşlardan atlayarak geçmeye çalıştığımda farketmiştim.


Jan 17 2011 10:43AM

Yazı: Harun Agah Altay
Fotoğraflar: Harun Agah Altay


1 2
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
Neikeia Antik Kenti Sınırına Çöplük Kuruluyor
Çöplük, sit alanının hemen sınırına kuruluyor.
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?