Anasayfa    Doğa&Coğrafya      Rızk ve Risk

Rızk ve Risk

Anadolu bin yıllar sonra bir rızk deposu olmaktan çıkıp risk alanı haline geliyor. Yerleşik hayata yaklaşık 11 bin yıl önce geçilen, besin kaynaklarının bolca yetiştiği bu topraklarda iktisadi süreç yeni bir yapılanma dayatıyor. Doğayı yerinde koruyan bir kültürün yaratıcıları üretken rollerinden sıyrılıyor, şehirlere göç edip tüketim döngüsünde kayboluyor.

Arapça bir kelime olan rızk, canlılara ve elbette en muteber canlı olan insanoğluna yiyip içmek ve yararlanmak için verilen her şeyi (nimetleri) anlatır. Bu kelime batı dillerindeki risk kelimesinin de atasıdır. Güneyden kuzeye seyahati esnasında fonetik değişikliğe az olmasına karşın büyük bir semantik değişime uğrayaran risk, riziko yani “tehlike” anlamında kullanılan bir kavrama dönüşmüştür. Rızk, yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere etrafta mevcudu bulunan bir şeydir. Doğada mevcuttur ve insana düşen vazife, bunlar arasından doğru seçimle elde ettiklerini tüketmektir. Risk (riziko) ise, nimetlere erişimin zor, tehlikeli ya da şansa (bahta) kalmışlığını çağrıştırır. Bırakın bolluğu, yeterince mümbit olmayan bir çevrede nimetlere erişim güçlüğünü ifade eder. Geçmişte sanayi devrimi öncesinde kıt kaynaklar için erişim riskinin olduğu kuzey yarıküre insanının hali pür mealini anlatır.

Gelelim Anadolu’ya, yaşadığımız coğrafyaya, bu coğrafyada kurulu ulus devletimiz hala genç sayılır ve daha 100 yaşını bile doldurmadı. Ancak coğrafyada yaşanan değişimler açısından bu süre hiç de kısa sayılmaz. “Bakir Anadolu”nun artık sadece söylemden ibaret kaldığını belirterek devam edelim. Coğrafyamızdaki yerleşim örüntüsünden iktisadi faaliyetlere kadar çok şey büyük ölçeklerde değişti. Aslında Anadolu’nun toponimisi (yer adı bilimi) öteden beri büyük değişmelere sahne olmuştur. Özellikle yerleşme coğrafyamız. Osmanlı döneminde özellikle Celali isyanları zamanında ise büyük bir kargaşa ve alt-üst olunmuşluk yaşadı. Buna kuruluş öncesi ve sonrasındaki demografik hareketlerle gelen değişim de eklendi. Son büyük göç, 1923 Lozan anlaşması ile yeni kurulan iki devlet, Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanan nüfus mübadelesiydi ve toplam 1 milyon 700 bin insan yer değiştirdi. Bu döneme kadar mümbit (verimli) saydığımız Anadolu coğrafyası yaşamsal risklerinden çok rızklarıyla anıla geldi. Tarihte yaşanan büyük kıtlık ve felaketlerden pek söz edilmezdi; birkaç deprem haricinde hala da pek şikâyet ettiği miz bir durum yok gibi.

Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, yerleşik hayata günümüzden 10 yıl değil, 11 bin yıl önce geçilmiş. Stoklanabilir besin kaynaklarının yabanıl türlerinin bolca yetiştiği yabanıl arpa ve buğday deposu Güneydoğu Anadolu, bu tarihi daha da gerilere çekecek höyüklerle dolu. Bu denli eskiye giden yerleşik yaşam deneyimi bütün Ortadoğu için yenidir. Besin deposu bir coğrafyanın kanıtı olan büyük uygarlıklar ise, Anadolu’da bunlar demir çağı ve sonrasında birbirini izlemeye başladılar. Bu durum da Anadolu’yu bir cazibe, çekim alanı haline getirdi, dışarıdan göçlerle beşeri kompozisyonu çok değişime uğradı. Ve 11. yüzyılda göçebe Türk akınlarına maruz kalarak günümüzdeki beşeri ve kültürel kompozisyona geldi.

Uyarlanma stratejilerimiz yaşadığımız çevre içinde geliştirilmiş deneyim ve davranışlarla şekillenen şeyler olduğundan, insanlar aslında ait oldukları toprakları pek terk etmek istemezler. Zira tanıyıp bildikleri çevre dışındaki bir yaşamın risklerini göze almayı istemezler. Ancak mevcut durumdan daha iyi bir gelecek ve güvence vaat etmesi halinde bunu göze alabilirler. Toprağa bağlı üretim tarzından bağımsızlaşmalarını sağlayan köylülük dışı mesleki uzmanlaşmaların ortaya çıkması sayesinde ki insanlar önceleri iş ve aş, sonra yerleşmek üzere başka, uzak coğrafyalara göç ettiler. Kentleşmenin önünü açan da bu uzmanlaşma süreci olmuştur. Anadolu’nun ilk yerleşiklik deneyiminin alabildiğine eskiliğine karşın kentleşme yani modernleşme deneyimi oldukça geç ve güç bir süreç olarak tecelli eder. Özellikle büyük kentler, bugün hala kırsal bölgelerden gelen kabarık nüfusları hazmetmekle maluldürler. Geçen 20-30 yılda kırsal nüfusun yarıdan fazlasının kentlere yerleşmiş olduğu söyleniyor. Buna paralel olarak köylü tarımının üretimdeki payı da sürekli azalıyor. Aslında sürekli köyde yaşayan nüfus çok daha marjinal boyutlardadır. Köylerin çoğu kışın boşalmaktadır. Bu yeni yaşam stratejisi, köylülerin yarı zamanlı bir üretici olması ile ve/veya ortakçılık yarıcılık döngüleri gibi ücretli işçilik mekanizmalarını devreye sokmalarıyla mümkün olabiliyor.

Geleneksel iktisadi stratejilerimizden biri olan yaylacılık artık iktisadi önemini iyice yitirmiş bulunuyor ki, tarımla birlikte onun simbiyotik tamamlayıcısı çobanlık kaybolan bir iktisadi uzmanlaşmanın adıdır. Dağlık Anadolu coğrafyasının en eski geçim stratejilerinden birinin yok olması demek bu. Kaçınılmaz bir şekilde endüstriyel üretim, plantasyon tarımı ve mandıracılık, daha karlı bir üretim şekli olarak geleneksel olanın tasfiyesini getiriyor. Yakın bir gelecekte sadece büyük şirketlerin tekelinde bir tarım sektörünün köylü çiftliğini tamamen tasfiye ettiği bir ülke olacağız.


YEŞİL ATLAS 2010 SAYI / 12

Yazı: ERHAN GÜRSEL ERSOY


 
Foto Galeri: Rızk ve Risk
1 2
Rızk ve Risk
Anadolu’da yaklaşık 11 bin yıl önce yerleşik hayata geçildi. Bugüne kadar bu coğrafya yaşamsal risklerinden çok bereketiyle anıldı. Her bölgeye, yöreye uygun çeşitlilikler gelişmişti. Bir buğday çeşidi olan kavılca, Anadolu’nun soğuk Kars yöresine uyum sağlayan bir tür. Ne var ki son dönemdeki toplumsal koşullar, üreten insanları tüketim içine çektiği için pek çok tohum ve üretim yöntemi de kayboluyor. Bir grup gönüllü “kavılca”yı bulup tarıma kazandırmasaydı Anadolu’nun silinip giden değerlerinden biri olacaktı.

KARS /
FOTOĞRAF: ÇAĞAN ŞEKERCİOĞLU
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
Neikeia Antik Kenti Sınırına Çöplük Kuruluyor
Çöplük, sit alanının hemen sınırına kuruluyor.
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?